Ana Renkler

27 Mart 2010 Cumartesi

Çalışmayan(!) bir annenin gözünden..



Çalışmayan (!) bi anneyim ben..

Peki nedir,nasıldır çalışmayan bi anne olmak?

Zannedildiği kadar kolay mıdır?

“Sizin işiniz kolay,sürekli evdesiniz” cümlesini sık sık işitmeyi hak edecek kadar mı kolaydır?

Fedakarlık sadece yavrusunu bırakmak zorunda kalıp çalışmakta mıdır?

Ya da çok mu zordur? Çok mu sıkıcı?

Kendinden,kariyerinden,sosyal hayatından vazgeçmiş bi anne etiketi,çalışmayan anneler için biçilmiş kaftan mıdır?

Sorular çok,cevaplar çoğu zaman net ama her anne için farklı belki de..

Bana göre..

Çalışmayan anne olmak;

 24 saat yavrusuyla bi arada olmaktır.

Gece uyuyup-uyanma seansları sonrası,sabah sinir harbinden çıkmış  gibi yataktan kalkmak ve sonra da olay mahallinden uzaklaşıp sakinleşme,rahatlama  seçeneği olmadan,tüm sakinliği ve sevgisiyle kaldığı yerden devam etmek zorunda olmaktır.Tüm gün mesaidir kimi zaman.

Kuzusunu bir yere bırakmak,gönüllü ya da gönülsüz ondan ayrılmak zorunda olmamaktır.

Evladına her istediğinde sarılmak,onu kucaklamak,doyasıya öpmek,koklamaktır.

Evde olduğu için, uyku saati dışında 1 sn. bile olsa ondan ayrılmak istemeyen bir çocukla, her işe yetişmek zorunda olmaktır. Yemek yapmalı,evi her zaman temiz olmalı,ne de olsa evde olduğu için çat kapı gelebilecek misafirlere her zaman hazırlıklı olmalıdır çalışmayan anne. Tüm bunların içinde becerebiliyorsa lavaboya gidebilmelidir. Ama asıl maharet bunu bile “çocuğum ağlayacak arkamdan” diye stres olmadan yapabilmektedir.Uyku saatinde banyo yapmak isteyip,telsizi almadan banyoya gidememek ve telsizden gelen bir sesle yarı sabunlu banyodan fırlamaktır.

Kışları, eğer ki gündüzleri kullanabileceğiniz bi araba yoksa, sürekli ama sürekli evde olmaktır.  Eğer ki aileden ayrı bir şehirde yaşanıyorsa, anne-çocuk birbirine arkadaş olmaktır,yalnızlıkları paylaşmaktır.

İlk senelerde bakımsızlığı tavan yapmış bir eş olmaktır. Böyle olmaktan nefret edip, pijama çıkarıldığında kendini şanslı saymaktır. Bu halinden nefret edip,şartları sonuna kadar zorlamak, türlü şaklabanlıklarla çocuğu oyalayıp kendine çeki düzen vermeye çalışmaktır.

Baharla birlikte sürekli dışarı olmaktır.El ele gezmektir,dolaşmaktır,keşfetmektir.Büyüdükçe kendine arkadaş olmaya başlayan o minik insana bakmaya doyamamak,hızla büyüyüşüne inanamamaktır. Yarın değişik ne yapsak,nereye gitsek diye bi sonraki günün planını yapmaktır heyecanla. Alışverişi beraber yapmak,eve gelip beraber yerleştirmek,her şeyden olduğu gibi bundan da bir oyun türetebilmektir.

Hasta olduğunda başucunda olabilmektir.Şimdi nasıldır,ne yapıyordur diye merak içinde olmamaktır.

Kendinle olabilmek için biraz büyümesi gerektiğini bilmektir. Aklına eseni,canının çektiğini yapamamaktır. Biraz internette gezinmek,maillerine bakmak ya da biraz kafa dağıtıcı birkaç hobi ile uğraşmak için öğle uykusunun uzaması için dua etmektir.

Tüm gün göreve hazır bi oyun arkadaşı olmaktır. Miniğiyle doyasıya oynamak,eğlenmek,bir çok oyunu beraber keşfetmektir. Yeniliklere “Aaaa” diye beraber şaşırmaktır. Söylediği her yeni kelimede, keşfettiği  her yeni mimikte,başardığı her adımda,her ilk’inde onun yanında olmak,büyümesinin her anına şahit olmaktır.

İş çalışmak ya da çalışmamakta değil,anne olmaktadır. Zorluklara kafayı takmayıp, anne olmanın keyfini çıkarmaya çalışmaktır..

 Not:  Bu yazıyı hazırlarken aslında çok tereddüt ettim. Amacım kesinlikle çalışan anne- çalışmayan anne kıyaslaması yapmak değil. Sadece kendi çerçevemden bir bakış. Bu böyle biline :)

26 yorum:

Ege'nin Annesi; dedi ki...

çok güzel ifade etmişsin gerçekten , çok samimi ve gerçek, kalemine sağlık:)

SERRA dedi ki...

sonsuz sevgiyle her an burun buruna olmaktır:)yüreğinize sağlık

esin ve ömer dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş.
Çalışan yada çalışmayan hepimiz anneyiz ...

anneyazar dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
anneyazar dedi ki...

en şu an izinde olan ama normalde çalışan bir anneyim. Bu süreçte çalışmayan anneler ne yaşıyormuş çok iyi bir şekilde görüp, öğrendiğimi düşünüyorum. Hatta bir an önce çalışmaya başlasamda biraz dinlensem diyecek hale geldim(!) :))
Ben çalışan annenin çocuğu olarak büyümüş bir anne olduğumdan ve annesine doyamadan kaybetmiş biri olarak bir türlü yavrumu bırakıp da gitmeyi göze alamadım ve uzun bir izni tercih ettim. Çalışan annelerin de, bebeklerinin de işi zor ama çalışmamakta bir o kadar zormuş. Bir de çalışmayan anneleri aşağılayan bir kesim var ki o da içler acısı bir tanesi beni çalışmıyor zannedip bir iki laf döşemeye çalışmıştıi o an gerçekten de çalışmayan biri olsaydım ne kadar üzülebileceğimi düşündüm. İşin özü anne olmak zor ama zorluğuna değil getirdiği güzelliklere kilitlenmek işleri biraz olsun kolaylaştırıyor:)

glsah dedi ki...

Bende çalışmayan bir anne olarak çok güzel ifade etmişsin..

Tiryaki dedi ki...

* Ege'nin annesi,dediğin gibi gerçek hepsi,tamamen yaşadıklarım :)

*Serra teşekkür ederim,hep burun buruna olalım yavrularımızla inş.

*esin ve ömer çok teşekkürler..

*anneyazar, ben gerçi kendi annem açısından seninki gibi bir durum yaşamadım ama etrafımda hep çalışan ablalarım,büyüklerim vardı. Sürekli "keşke bi gün de okuldan gelince çocuğuma kapıyı ben açsam,beraber şuraya gitsek,bunu yapsak " türevi cümleler duydum onlardan. Benim kızım olunca,içimde böyle bi özlemle,bu isteklerle mutlu olamayacağımı anladım.Yani benim planlarım biraz uzun vadeli.
okuduğum iki üniversiteyi de hayat tecrübesi oldu diyip yadediyorum arada :) sevgiler..

glsah sana da çok teşekkür ederim..

Tiryaki dedi ki...

Bu arada yazıya şunu eklemeyi unutmuşum:

Çalışmayan anne olmak,babayı beraber beklemek,baba geldikten sonra da üvey anne muamelesi görmektir. :))

sevgiler...

elif ada dedi ki...

Çalışmalan anne olmak daha zor bence. Bazen işte dinlendiğimi hissediyorum ben. Dürüstçe itiraf edilorum. Yine de seni kiskanmiyorum desem yalan olur. Her an bebeğimle birlikte olmak muhteşem olurdu.

Tiryaki dedi ki...

elif ada,
itirafın için ayrıca teşekkürler.
Umarım şartların hep istediğin gibi olur.. sevgiler..

fikir işçisi dedi ki...

çok iyi anlatmışsın paylaşım çok güzel olmuş

Tiryaki dedi ki...

teşekkür ederim fikir işçisi..

aydilber dedi ki...

yazdıkların nekadar güzel...dugularımızı ifade etmişsin

Adsız dedi ki...

Yazdıkların çok hoşuma gitti, şu an hamileyim ve yaklaşık 9 senedir çalışıyorum. Bebeğim dünyaya geldikten sonra işi bırakmayı ve onu kendim yetiştirmeyi düşünüyorum ama hala tereddütlerim var tabi. İlham veren yazın için teşekkürler..

Adsız dedi ki...

Yazdıkların çok hoşuma gitti. Hamileyim ve yaklaşık 9 yıldır çalışıyorum. Bebeğimi dünyaya getirdikten sonra işi bırakıp onu kendim yetiştirmek istiyorum ama hala tereddütlerim var tabi iş hayatını bırakmak konusunda. İlham veren yazın için teşekkürler..

Tiryaki dedi ki...

*aydilber,teşekkür ederim.

*Adsız,
bence tek mesele insanın kendini dinlemesi.yani ben nasıl mutlu olurum sorusunu kendisine sorup cevabını iyi düşünmesi.
Tek cevap olmadığı için tek tip anne yok.
umarım kendin ve bebeğin için en hayırlı kararı verebilirsin. sevgiler..

gozgen dedi ki...

İnan ki yazıyı bastırıp, kendimi ifade edemediğim noktada çıkarıp vermek istiyorum karşımdakilere..:)) Çok güzel anlatmışsın bizi. Benim de keşke işte olsam da azıcık dinlensem şimdi dediğim zamanlar oluyor. Ama bu lokumcuğun sevgisi hiç bir şeye benzemiyor.

Tiryaki dedi ki...

:)) gozgen,
çoğumuz aynı,benzer şeyleri yaşıyoruz demek.
bi ara ben ciddi ciddi düşünmüştüm çalışmayı,ama neyseki hafakanlarım çabuk geçti :)
sevgiler

hafsahatun dedi ki...

çook ama çook güzel bi yazı olmuş...tam kıvamında...
bende bütün günümü iki prensesimle beraber geçiriyorum...
büyüğü 3,5 küçüğümde 1 yaşında..onlarla zaman nasıl akıyo çoğu zaman anlamıyorum..anlamak istiyorum ama o kadar onlarla meşgulum ki..
pijamamı çıkardığım,nette yarım saat daha fazla vakit geçirdiğim günler kendimi büyük bi iş yapmış gibi hissediyorum...
tek çocuk o kadar da yıpratmıyomuş onu anladım.
büyük kızımla ikimiz kaliteli vakit geçirebiliyoduk...beraber gezebiliyoduk...
şimdi minik bi böcüğüm daha var ve artık ikisinede aynı anda yetişmek hakikatten çok yoruyo beni...bende ankarada yalnızım..çocukları iki dakika bırakıp gidecem kimse yok yakınımda...bununda etkisi büyük...
çalışan bi anne olsam bütün bu işleri iki kişi üstlenecektik....kendime daha çok vaktm kalacaktı....ama o zamanda prenseslerimin büyüdüğünü pantolonlarının paçalarının kısalmasından anlıycaktım...
yok ben böyle mutluyum...günde 4 saat uyusamda,mutfakta bulmam gereken bi şeyi salonda bulsam da,küçüğün badisini yanlışlıkla büyüğe giydirsem de("anneee göbeğim görünüyooo"),gün bitip kendime şöle sıcak bi salep hazırladığımda o salepi her seferinde buz gibi içsemde ben böyle mutluyum galiba...
allahım yavrularıma sağlık sıhhat versin....
ilerde eserlerime gururla bakacağım günlerin hayalini kuruyorum...inşalah nasip olur...

Tiryaki dedi ki...

*hafsa hatun merhaba,
beğenmenize sevindim.
yaşananlar çok benzer değil mi birbirine..
önemli olan yaşananlar ne olursa olsun ben mutluyum huzurluyum diyebilmek.
gerisi zaten boş.
sıkıntılar da bir şekilde geçiyor,büyüyorlar.

ayrıca ankarada neredesin merak ettim,ben de ankaradayım..

tesekkürler yorumun için. sevgiler..

mihli dedi ki...

bir ankaralı daha... öyle benki yazı.. cok önce olmasına ragmen bende!! demeden duramadım.. ama en büyük zorluk "okadar okudun, yazık sana " cümlelerine tahammül etmek bence...

Tiryaki dedi ki...

* mihli,
evet nedense okuyup da çalışmayana üzülüyor insanlar :) ilginç..
ankaranın karanlık haline bugün itibariyle kavuştuk sanırım.
artık hazirana kadar zor güneş görürüz :)
sevgiler..

dcgumus dedi ki...

o kadar güzel ifade etmişsiniz ki kendim adıma şuan 13 yıl aradan sonra bebeğim olduğu için çalışmayan bir anne olarak teşekkür ederim ve izninle yazınızı bloğumdada paylaşmak istiyorum tabiiki sizib adınızla.ellerinize gönlünüzden geçene sağlık.

Tiryaki dedi ki...

beğenmenize sevindim..,tabi ki paylaşabilirsiniz,sevnirim.
tesekkürler..

NAR's-istanbul dedi ki...

evde de çok yoruluyor insan ama ben evd eolmayı çalışıyor olmaya 100 kere tercih ediyorum...3 haftadır evdeyim, dünya varmış nasıl da rahat hissediyorum kendimi! yasal doğum iznime 2 hafta var...izin bitince de işe dönmeyi düşünmüyorum, 2 aylık bebek bırakılıp gidilir mi...

sebnemty dedi ki...

cok guzel ifade etmissiniz, tebrikler. gulumseyerek okudum yazinizi ayni durumuda olan birisi olarak:)) Benim kizimda 2,5 yasinda ve ben de Ankara'dayim ve su an itibariyla disarida herhalde 30 cm kar olmustur ve ancak birkac saatir kafami dagitmak, biraz hobilerim icin ilham alabilmek icin nette gezinebiliyorum. Ustelik 4-5 saat sonra uyanmak durumunda oldugumu bile bile...

Yorum Gönder

Fikrinizi bizimle paylaşın..

Related Posts with Thumbnails