Ana Renkler

24 Mart 2010 Çarşamba

Uç Noktalardan Anne Manzaraları

Bir kişi…

Bir kadın…

Ve bir bebek…

Sonrasında da bir anne.

Birey kadın özgür müdahalesiz yıka ve çık kıvamında saçlarla mütemadiyen gülümseyip, topuk sesleri duyururken;birey anne olduğunda 'ah bir kuytu köşe bulsam da 1 saat şekerleme yapsam' diye düşünüp topuksuz ayakkabılarla da güzel olunabileceğini gösterme çabasındadır ah birde 5 cm. daha uzun olsaydım, birde 5 kilo verdim mi tamamdır diye düşünerekten. Bu düşüncelerin arasına (ister çalışsın ister çalışmasın)bir çorba ve bir cam rendeden çıkmış meyve püresi eklemeyi ihmal etmeden…
Aslında insan bir durum başına gelmeden çevresinde o durumu yaşayan insanları fark etmiyor. Örneğin sevgiliniz varsa veya bekarsanız hep kumru gibi dolaşan çiftlere odaklanıyor gözleriniz, hamileyseniz etrafta ne kadar çok hamile olduğunu fark ediyorsunuz. Çünkü dikkatiniz o noktada yoğunlaşmış durumda. Algıda seçicilik bir nevi. Eğer çocuğunuz varsa hep bebek arabası iten insanlar gözünüze çarpıyor kalabalıkta.

Kadının sorumlulukları vardır, ama hayatının her karesinde aldığı sorumlulukları toplasanız bir çocuğu olduğundaki sorumluluğu kadar fazla değildir.Kadın anne olduktan sonra ister çalışsın ister evde olsun en büyük sorunu zaman ve bu zamana karşı direnen yorgun bedendir. Normalde hiçbir şeyi ertelemezken anne olduktan sonra bebek dışında her şey için atasözleri de 'bugünün işini birazcık yarına bırak' şeklinde yeni bir versiyona dönüşür. Durum böyle olunca da o minicik eller annenin yaşamını da ev hayatını da ele geçirir ve kadın ben değil biz olur. Erteledikleri birikir, tıpkı bebeğine olan sevgisinin katlanarak artması gibi.

Bu sevgi katlanarak artarken anneliği uç noktada yaşayanları çeşitli kategorilere ayırmak mümkündür.

Dahi bebeğin annesi; Bu kategorideki annenin Einstein uzaktan akrabasıdır. Kesin Einstein amcasına çekti baksanıza aguuu dedi çocuk. Çocuk mutfak eşyalarıyla oynadığında aşçı, topla oynadığında futbolcu, bir düdük çaldığında da popun yeni yıldızı olur. Tesadüfen eline bir kalem aldı mı okur yazar bile yapar anne-baba el kadar bebeği. Çok zekidir bu kategorideki annelerin çocukları. Ay maşallah ne güzel… diye başlayan bir cümleyi bu annenin yanında söylerseniz asla cümlenin sonunu getirmenize izin vermez çünkü kendi aaa daha şunu ,şunu yapıyor şeklinde kendi tamamlar.

Rahat ötesi anne; girdikleri her ortamdan arkalarında bir enkaz bırakarak çıkarlar. Kendinizi evinizde koltuğun arkasına pusmuş bir şekilde bulabilmeniz an meselesidir. Özgürlükle alakası olmayan bir gevşeklik vardır ruhlarında. Oyuncak vb. bir çok materyal havada uçarken ve siz siper almışken o çayını içer ve size yeni trendleri anlatır.

Titiz anne; bu anneye göre kirlenmek asla o reklamlarda anlatıldığı gibi güzel bir şey değildir. Çocuğunu parka kar beyaz külotlu çoraplarıyla veya cirit gibi ütülü pantolonuyla götürüp, çocuğun hiçbir yere dokunmasına izin vermeden eve geri götüren, ıslak mendille yaşayan annedir. Çocuk kazara kumla oynayacak olsa, pis diye feryadını sağır sultan duyar. Mümkün olsa bütün dünyayı çamaşır suyu ile temizleyebilir.

Sinirli anne; muhaliftir, kuralcıdır ve muhtemelen koyduğu bütün kurallar yıkıldığı için sesi hep tiz çıkar. Sadece çocuğa değil topluma da tepkilidir. İki çocuğun kendi aralarındaki didişmelerine dayanamaz hemen olaya hakem olarak girer, ağırlığını koyar.

Çalışan anne; 24 saati zipp dosyası gibi 2 saate indirger ve bütün her şeyi akşam 2-3 saate sığdırmaya çalışır. Üzgündür, kendi seçimi olmasına rağmen evde çocuğuyla olmayı ister. Bakıcı, kreş gibi sorunlar omuzlarında çok ağır bir yüktür. Çalışan bazı anneler; genelde çocuğun bazı olumsuz tavırlarında çalışıyor olması nedeniyle kendisini suçlamaya meyillidir. Diğer grupta da çocukla geçiremedikleri vakitleri aldıklarıyla kapatmaya çalışma eğilimi söz konusudur. Ama bazı çalışan anneler bu dengeyi çok iyi kurar ve korurlar.

Evdeki anne; tıpkı çalışan annelerde olduğu gibi bu grubu da kendi içerisinde ikiye ayırmak mümkündür. İlk grup çocuğa görev bilinciyle yaklaşıp kendi saçını bile taramayı akıl edemezken bir diğer grup çocuğu hayatına adapte etmiştir öte yandan çocuğun dünyasına da adapte olmuştur. Ama bu grubun en büyük sıkıntısı yorgunluk ve kısır döngüdür. Çünkü toplantı stresi, satış grafiği, işgören performansı, bilançoda ki sapmalar gibi mideye saplanan stres yumrukları olmadığı için evde tuzun bitmesi bir yere kadar heyecan verici bir durumdur. Yeni arayışlar arar ve bu gruptaki anneler Geri dönüşüm şampiyonudur.

Aşırı sakin anne; çocuğu tarafından parmağında oynatılan gruptur. 10 kez hayır der ama bırakın çocuğu kendi bile duymaz. Çocuk düz duvara tırmandığında uyarırken de, çocuk doğru bir şey yaptığında onu överken de ses tonu aynıdır. Dolayısıyla tepkilerini özel ölçüm cihazı taksanız anlayamazsınız.

Tutarsız anne; bir gün hayır der bir gün evet, bir gün yasaktır bir bakmışsınız af çıkmış her şey serbest. En tehlikeli gruptur. Çocuk anlamlandıramaz ne yapacağını şaşırır. Ortaya sunduğu karışıkta pek tercih edilmez.

Kalıplara bağlı anne; teoriktir, çok okur ama pratikte her zaman uygulama fırsatı bulamaz. Okuduğu her genellemeyi çocuğunda uygulamaya çalışınca işler sarpa sarar. Aslında çocuğun kişiliği doğrultusunda uygulamayı tercih etse belki başarılı olacakken biraz kitabi ve ezber olur çocuğa yaftaladıkları. Çocuk sadece bildikleri ve öğrendikleri doğrultusunda düşünürken yaratıcılık ve fikir üretme noktasında tıkanır.

Aşırı evhamlı anne; herşey onun için endişe kaynağıdır. Aman düşer, aman yutar aman kusacak, ay yoksa hastamı olacak diye kendini yer bitirir. Yani sakınan göze çöp batar misali, en çok bu kategorideki annelerin çocukları gözlerinnin içine bakıldıkça hastalanır, düşer vb durumlara maruz kalırlar. Yaz,  kış çocuğun üşüyeceği takıntısı en çok gözlemlenen özellikleridir.

Bu kategorileri çeşitlendirebileceğimiz ve çevremizde böyle anneler görebileceğimiz gibi bu olayın aslında çocuğa olan sevgideki azlık veya çoklukla da ilgisi yoktur. Annelik kutsal ve tarifsiz bir duygudur. Ancak sevgiyi bol tutup çocuğumuzun da birey olduğunu kabul edip elinden tutmamız ardından da kendimizi fazla hırpalamamamız gerekiyor. Davranışlarımızın dozu, hem biz hem de çocuklarımızın hem fiziksel hem de ruhen sağlıklı birer birey olmaları açısından çok büyük önem taşıyor.
Unutmayalım ki uç noktalar tehlikelidir...

8 yorum:

evra ile dedi ki...

çok güzel bir yazı paylaşmıssınız teşekkürler.. ben hangi katagoriye giriyorum acaba kızıma sormam lazım :)) sevgiler....

Evren dedi ki...

Tespitler super :))) Eline aklina saglik!
Dedigine sonuna kadar katiliyorum, onun birey oldugunu kabul etmek onemli bir asama. Dediklerimiz degil yaptiklarimiz, davranislarimiz onemli. Aynayi anneler tutman iyi olmus :)

Şenay - Doğa dedi ki...

Çok guzel bır yazı.. annelık uzerıne kesınlıkle prınt edılmelı ve saklanmalı :)

Hilal dedi ki...

harika bir yazıydı Gamzecim, bayıldım.. malum çalışan anne grubundayım, zipp dosyası gibi dolaştığım malum. kısa sürede maksimum enerji ve maksimum verimlilik prensibine göre çalışıyorum:P
sevgiler

SERRA dedi ki...

çok güzel tespitler gerçekten acaba hangisiyim demeden edemiyorsunuz, düşününce karmaşık bir tip çıkıyor bende:)

Ege'nin Annesi; dedi ki...

evra ile *teşekkürler, haklısın cnm en iyi cevabı sanırım onlar verecektir:)sevgiler...

evren * çok teşekkürler:)sevgiler...

şenay-doğa* çok teşekkürller:)

Hilal * çok teşekkür ederim cnm.sevgiler...

serra * çok teşekkürler cnm, aslında herbirinden bir parça olması çok rahatsız edici değil:) belki de bizler uç noktalarda değilizdir:))

Tiryaki dedi ki...

çok güzel bi yazı olmuş canım.
çok hoş tesbitler.
eline,diline sağlık

Ege'nin Annesi; dedi ki...

tiryaki* çok teşekkürler cnm, sevgiler...

Yorum Gönder

Fikrinizi bizimle paylaşın..

Related Posts with Thumbnails