Ana Renkler

1 Nisan 2010 Perşembe

...Benim Çocukluğumda...



Geçmişe ait özlemlerimiz oluyor mutlaka zaman zaman. Bilirsiniz, özellikle "eski Ramazanlar" diye sıkça duyarız kurulan cümleleri... Eskinin tadı mı başkaydı, yoksa insanlar yaşadıklarından tat almayı mı biliyorlardı orası meçhul.. Ama eskiye dair kuracağım bir cümle var ki, özlemleri barındırır içinde...

"Benim çocukluğumda" diye başlayan cümlelerim 16 aydır sıkça tekrarlanıyor dudaklarım arasında.. Çocukluğumu özledim sanmayın, ben o günleri çocuğum adına özlüyorum. O günlerin sıcaklığını, saflığını, temizliğini özlüyorum ben...

Benim çocukluğumda, mahallede tüm arkadaşlar toplanır 15-20 kişi yakan top oynardık. Erkeklerin futbol maçlarına iştirak eder, sadece kalede değil forvet de olur goller atardık.. Bisikletimize sabah 8'de biner, öğlen karnımız acıkırsa ancak eve uğrardık. Ancak giderken hangi mevkiye gittiğimizi mutlaka annemize söyler, onu da merakta bırakmazdık. Akşam ezanı ile en geç eve girmek şarttı ama.. Kuralımız böyleydi. Evimizin önünde küçücük bedenime tezat koskocaman bir cami, göklere uzanan bir de minaresi vardı. Minareden yükselen ezan sesi, eve gir zili gibiydi çocuk aklımca. Akşam yemeklerinde tüm aile birlikte masaya oturur, sohbet muhabbet eşliğinde yemekler yerdik.

Yemek faslı bitip 'de ajans* bittikten sonra, yaz günleri kamelyamıza çıkar otururduk. Müstakil evlerimiz arasında akşamları da komşuluklar devam eder, şen şakrak muhabbetler edilirken bahçelerde, biz çocuklar yemekle bölünen oyunumuza kaldığımız yerden devam ederdik. Geceleri en sevdiğimiz oyun saklambaç olurdu, gece bizi saklardı, biz gülüşlerimizle geceyi...

Tüm komşular birbirine güvenir, evini çocuğunu birbirine emanet edebilirdi. Birinin evinde olmayan diğeriyle paylaşılır, birinin evinde pişen diğeriyle bölüşülürdü gönüllülük dairesinde..

Benim çocukluğumda misketler vardı rengarenk. Ceplerimiz şişene kadar doldururduk misketle. Birbirimizi "üter", ertesi gün "ütüleceğimizi" de bilirdik... Ağaç tepelerinde gezinirken kolumuzu bacağımızı çizdirsek de aldırış etmez, en tepedeki en kırmızı kiraza ilk ulaşan olmak için yarışa girerdik. Çamurdan fırınlar yapar, içinde patates pişirirdik...

Benim çocukluğumda biz, güvenle, doya doya, ve gerçek kişilerle oynayabilirdik...

Şimdi misketlerin yerini tasolar, istopların yerini bilgisayar başı oyunlar aldı.. Artık arkadaşlarını bile sanaldan buluyor yavrular... Parklarda doyasıya dönme dolaba binilmiyor, çocuklar artık atari oynamayı seviyor. Bizim ajans zamanını bile tv karşısında geçirmeye tahammülümüz yokken, şimdi rengarenk çizgifilmlerden gözünü alamıyor minikler...

Bir de şu var; düşünüyorum da, acaba oğlumun dışarda oynamasına ne kadar izin verebileceğim? 3. sayfa haberlerinin oldukça kabardığı şu dönemlerde, hangi parka onu tek başına göndermeye cesaret edebileceğim?

Siz söyleyin şimdi, eskiyi özlemeyim de ne yapayım şimdi ben...

Not: Bu yazı için bana fikir veren eşime çok teşekkürler... 
*Ajans: Trt 1'in 20:00'da yayınlanan haberleri..

24 yorum:

aydilber dedi ki...

NE OLACAK BU HIZLI GİDİŞ BİZ BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZU ANLATIYORUZ ACA ÇOCUKLARIMIZ NE ANLATACAK DAHA NE KADAR UZAKLAŞICAZ GERÇEK HAYATA YAZI İÇİN TEŞKKÜRLER

Şenay - Doğa dedi ki...

Sevgılı Hılal..
Yazdıkların... harfı harfıne benım cocuklugum..
Her kelımesı benım cocukluguma da aıt..
Sımdı evımın altında kı markete.. kızımı hıc bır zaman gonderemeyecegım endısesını yasıyorum..

Ne acı kı.. o hıc bır zaman..benım kadar guzel ve ozel bır cocukluk yasamayacak..

Hilal dedi ki...

Sevgili Aydilber;

Bu gidişin sonu ne olacak bilmiyorum ama biz bu özlemi yaşayacağız bundan böyle. ama yaşananları değiştirmek de bizim elimizde sanki...

Sevgili Şenay - Doğa;

Aynen bahsettiğin gibi düşünüyorum da ben de oğlumu gönderemem sanırım bundan böyle. O eski güvenli günler geri gelse ne iyi olurdu...

rumma dedi ki...

Canım harika bir yazı ..bizdede kurallar aynıydı akşam ezanı okunmadan evde olmak şarttı..:)

hayırlı cumalar sevgiler

Hilal dedi ki...

Rummacım teşekkürler canım, o günleri hatırlamak bile hoşum gitti biliyor musun.. hayırlı cumalar canım

Keskinli,Ikizlerinannesi dedi ki...

canim aynen katiliyorum böyle nereye kadar devam edecek korkumuzdan cocuklarimizi eve hapis ediyoruz rabbim ortaligimiza düzen huzur versin amin sevgiler
hayirli cumalar yorumun icinde tesekkür ederim

Tibet'in annesi dedi ki...

aynı şeyleri bende düşünüyorum Hilal. şimdiki anneler çocukları eğitim de var ama asıl sosyalleşsin diye yuvaya gönderme telaşında. çocuğunu dışarıya bırakmaya cesaret edemiyor kimse. şimdiden yarın öbür gün okuluna kendi başına nasıl gidecek diye düşünüyorum.
çok üzülüyorum çok :(

Hilal dedi ki...

* Keskinli
Amin diyorum canım, amin...
hayırlı cumalar

* Tibet'in annesi
hiçbir yuva/kreş bence de dışarda oynamanın ne yerini tutar, ne de zevkini verir.. Umarım eskisi gibi güvenle ve iç rahatlığıyla çocukların oynayabileceği bir düzene tekrar kavuşabilelim...

doubletrouble:):) dedi ki...

sırf çocuklar için şöyle bahçeli bir ev mi alsak eski mahallelere mi taşınsak bilmiyorum ki aklımdan geçmiyor değil hani:)
hilal gerçekten çocukluğumuzu özletmişsin.
şu akşam ezanı okunurken o çok tatlı oyundan nasıl eve koşardık .annelerimiz nasıl öğretmiş bunu bize acaba hala akşam ezanı okunurken ben telaşlanırım özellikle dışardaysam:)

Hilal dedi ki...

*Doubletrouble
Hep benzer çocukluklar yaşamışız, aynı oyunlar oynamışız.. malum o zamanlar 3. sayfa haberleri bunca çok yer kaplamıyordu, şimdi 3. sayfaya sığmayıp diğer sayfalara da atlayacak endişesindeyiz enredeyse.. daha güzel bir dünya için el ele..
sevgiler canım

SERRA dedi ki...

o zaman insanlar daha mı az kötüydü , yoksa bizim mahalleye uğramazmıydı?yada böyle olaylar olsa bile iletişim bu kadar yaygın olmadığından duyulmazmıydı? bilinmez ama şu gerçek herkesin çocukluğu gözünde tütüyor, sevgiler..

Zenan Erdem dedi ki...

Hilalciğim,yazını okurken bir yandan kendi çocukluğum geldi aklıma ve gülümsüyor buldum kendimi.Fakat malesef son aylarda seninde belirttiğin gibi haberlerden öğrendiğimiz çocuklarla ilgili olaylar gerçekten çok üzücü!Ben çocuklara karşı işlenen suçları hazmedemiyorum.Bu yüzden çok güzel bir konuyu kaleme almışsın.Teşekkürler.

Hilal dedi ki...

* Serra
hem bu tür kötülükler duyulmuyordu çok fazla, hem de çok fazla şimdiki gibi yoktu. Bir de aslında haberlerde bunları mevzu ettikçe de artıyor gibi sanki. kötülükleri çok ortaya sermemeli belki de..

Hilal dedi ki...

*Zenan
Canım haklısın, suçun hepsi elbette ki kötü ama bir de işin içinde savunmasız, korumasız çocuklar varsa insanın aklı başından gidiyor...

FİLİZ dedi ki...

ÖYLE BİR ZAMANDAYIZKİ...:(

AH BENİM ÇOCUKLUĞUM.....ÖZLÜYORUM ÖZLÜYORUM ÖZLÜYORUM
NE ÇABUK BÜYÜDÜM YA NE ZAMAN 33 OLDUM:(

ÇOCUĞUM YOK AMA İKİ TANE YEĞENİM VAR İKİSDE KIZ AKLIM HEP ONLARDA OKUL EVLERİNE ÇOK YAKIN BALKONDAN SINIFIN İÇİ BİLE GÖZÜKÜYOR AMA YİNEDE OKULDAN EVE GELENE AKLIMIZ ONLARDA KALIYOR ARKADAŞA GÖNDEREMİYORUZ :(
BİZİDE GÖNDERMEZLERDİ ESKİDEN KIZLAR BİYERE GİTMEZ DERDİ RAHMETLİ BABAANNEM:) AMA ESKİYLE ŞİMDİ ARASINDA ÇOK FARK VAR..ETRAF SAPIK DÜŞÜNCELİ İNSANLARLA DOLU...RABBİM SONUMUZU HAYIR ETSİN.HAYIRLI CUMALAR


Cuma günü, bana çok salavat getirin. Çünkü Cuma günü, şahitlerin hazır olduğu bir gündür. Yani o günde melekler, (ibadet edenlerin yanında) hazır bulunurlar. Sizden biriniz bana salavat getirdiğinde, (bitirinceye kadar) salavatı melekler tarafından bana sunulur.
[Hadis (İbn-i Mace)]

Hilal dedi ki...

* Filiz
haklısın Filiz, insanın aklı kalır tabi, hele de kötü haberleri duydukça...

Tiryaki dedi ki...

aykırı yorum yapan tek kişi ben olayım bari :)
ben bunların hiçbirini yaşamadım desem,walla müstakil ev falan şaka gibi bişey benim için.
hiç sokakta da oynamadım.
aah ah..
çocukluğumu özlemiyrum hiç o sebepten.
kızımla yaşadıklarım ilk olacak benim için.
tabi daha farklı şeyler yaşıyoruz orası ayrı..

Hilal dedi ki...

* Tiryaki
asıl özlenen, eskilerin güvenli oluşu.. gönül rahatlığıyla dışarı çıkabilmesi bir çocuğun.
sen de kızınla birlikte çok güzel günler geçir İnş. Tiryaki.sevgiler

Urfa Tutkunu dedi ki...

O çamurdan fırınlara HARMANBİŞ denir Konyamız'da, bilmeyenler için belirtmiş olayım =)

Sonra senin yazmadıklarını ekleyeyim buraya. Yedi kiremiti çok severdim. Bir de salça kutuları ve kiremitlerle oynadığımız bir oyun vardı, adını hatırlayamadım. Hani bizim kapının önünde ikizlerle oynadığımız. Onu çok severdim. Fener alaylarında ve şivliliklerde de nasıl curcuna olurdu... Anlatmakla bitmez bunlar.

Hamza paşamın bilgisayar ve tv bağımlısı olmasını istemiyorum. Zaman kötü ve belki çok sokağa çıkamayacak diye öyle olmak zorunda değil bence. Bilinçli anne (sen) ve bilinçli teyze (ben) olursak paşayı sağlam yetiştiririz inş.

Hilal dedi ki...

* Urfatutkunu

yaa ben nasıl unuttum şivlilikleri, fener alaylarını. meşalelerimizle geceyi aydınlattığımızı.. hatırlatman ne iyi oldu sağol..

bu arada haklısın tabi, zaman kötü diye eve kapatacak değiliz çocuklarımızı, kontrollü ebeveynler olursak İnş sıkıntı olmayacaktır. sevgiler teyze:))

elif dedi ki...

güzelmiş bu blog yeni farkettim . takipçinizim bende bundan sonra.

Hilal dedi ki...

hoşgeldin Elifcim, Naz İrem'i öperim kocaman

ayfersultan dedi ki...

sa.Canım benim,ağzın bal yesin biran beni çocukluğuma götürdün hasretle,özlemle o günleri hep anıyorum..çocuklarımda aynı şeyleri söylüyorda gelecekte olan nesil inş. daha güzellikleri yaşaması duas dileğimiz paylaşımın için çok sağol,sevgiler..A.E.O

Hilal dedi ki...

* Ayfersultan
çok teşekkürler bu güzel yorumlar için. umarım çocuklarımız ve onların çocukları için çok çok daha iyi bir dünya bırakabiliriz.. sevgiler

bu arada uğraşın için tşk, sorun vermiş ama yorumlar da gelmiş şükür..

Yorum Gönder

Fikrinizi bizimle paylaşın..

Related Posts with Thumbnails